ANISH KAPOOR sergisi

Sakıp Sabancı Müzesindeki bu görkemli sergi gerçekten nefes kesiciydi. Bugün serginin son günü, biz dün gittik, kaçırmadığımız için çok mutluyum. Bazı şeyler anlatılamıyor işte fotoğrafla, görmek, hissetmek lazım…Yine de sergiyi gezemeyenler için işte birkaç fotoğraf.

IMG_4761

IMG_4763

IMG_4776

IMG_4780

IMG_4783

IMG_4788

IMG_4789

IMG_4794

IMG_4796

IMG_4800

IMG_4857

Reklamlar

böcekler-insanlar

Dün Fenerbahçe parkında dolaşırken gördüm bu böcekleri. Hemen fotoğraflarını çektim. Ve aklıma şunlar geldi; Böcekler koskocaman kudretli bir ağacın , küçücük bir kovuğunda üst üste, birbirlerinden destek alarak yaşamaya çalışıyorlar. İnsanlar da , tıpkı bu böcekler gibi; koskoca dünyada, küçücük kalabalık şehirlerde ,alt alta üst üste yaşıyorlar. Fakat tek bir farkla; insanlar yaşamak için birbirlerine ihtiyaç duyduklarını unutup sürekli tartışıyorlar, kavga ediyorlar… BUGÜN BÜYÜK ŞEHİRLERDE YAŞAYAN HERKESE BARIŞCIL, HUZUR DOLU BİR GÜN DİLİYORUM… Sevgiyle

IMG_4314

IMG_4305

 

IMG_4307

Oyuncak Müzesi

Bunca yıldır gidememiştim oyuncak müzesine, geçtiğimiz aylarda gittik çocuklarla. Sunay Akın ne kadar güzel bir iş başarmış, kendisine ne kadar teşekkür etsek az. Çok beğendim müzeyi, dolu dolu, gez gez bitmiyor. Harika oyuncaklar var içerde, çok özenli tasarlanmış, bütün oyuncaklar çok bakımlı. Alice harikalar diyarında gibi hissettim kendimi, büyülendim, mutlu oldum. Kaan(12) da çok beğendi , fakat Talya (4) biraz gezdikten sonra sıkıldı. Evde eşimin bir iki eski oyuncağı var, çıkışta onları da oraya bağışlamak istedik, fakat artık çok oyuncak olduğu için almıyorlarmış.
Köşk Sunay Akın’ın dedesininmiş sanırım, orada yaşıyorlarmış eskiden. İçerde müzeden başka,çok şirin bir kafe, kış bahçesi ve atölye var. Mutlaka gitmediyseniz gidin . Şimdi sizi birkaç fotoğrafla başbaşa bırakıyorum. Buarada fotoğrafları çekerken oldukça zorlandım. Flaşlı fotoğraf çekmek zaten yasak, yasak olmasa da vitrinlerden parlayacağı için kullanmazdım zaten. İçerisi karanlık, vitrinler aydınlık, oyuncaklar minicik…Makinenin ayarlarıyla sürekli oynamak zorunda kaldım…
Sevgiler

IMG_2324-001

IMG_2330-001

IMG_2341-001

IMG_2342-001

IMG_2349-001

IMG_2350-001

IMG_2353-001

IMG_2359-001

IMG_2361-001

IMG_2363-001

IMG_2364-001

IMG_2376-001

IMG_2378-001

IMG_2380-001

IMG_2383-001

IMG_2385

IMG_2385-001

IMG_2387-001

IMG_2388-001

IMG_2392-001

IMG_2416-001

IMG_2422-001

IMG_2423-001

IMG_2426-001

IMG_2429-001

IMG_2444-001

Flat Stanley

Sizi bugün Flat Stanley ile tanıştıracağım. Kendisi bir haftadır Kaan’ın misafiri olarak bizde kalıyor. Yurtdışından geldi. Eee taa uzaklardan ülkemize gelmiş, biz de onu en iyi şekilde ağırlamak için, geçtiğimiz hafta boyunca birlikte İstanbul’u gezdik, ona Türk yemekleri yedirdik. 🙂

Şakayı bir yana bırakıp işin aslını paylaşayım; Flat Stanley Kaan’ın ara tatili ödevi. Bir önceki hafta Cuma günü, Kaan okuldan, elinde mukavvadan kesilmiş kravatlı bir erkek çocuk maketiyle geldi. Heyecanla, tatil boyunca bu mukavva bebeğin, İstanbul’un turistik yerlerinde ve yerel yemeklerle birlikte fotoğrafını çekmesi , sonra bunları günlük şeklinde yazacağı bir raporla birlikte öğretmene vermesi gerektiğini söyledi. Biz de bu ödev sayesinde Kaan’la geçen hafta Kız Kulesine, Dolmabahçe Sarayına ve Miniatürk’e gittik. Kaan daha önce Dolmabahçe Sarayını ve Miniatürk’ü gezmişti fakat Kızkulesine götürmemişim, ilk defa görmüş oldu. Flat Stanley ile birçok fotoğrafını çektik, bu sayede hem gezdik hem de güzel vakit geçirdik.

Flat Stanley Projesinin ne olduğuna gelince; 1964 yılında Jeff Brown’ın yazdığı bir çocuk romanıymış aslında. Romanda, Stanley ve küçük kardeşi Arthur’a babaları poster, resim , vs asmaları için büyük bir duvar panosu alıyor. Bu panoyu da Stanley’in yatağının başucuna asıyorlar. Bir gece Stanley uyurken pano düşüyor ve Stanley o günden sonra düzleşiyor, yani iki boyutlu oluyor. Kardeşiyle birlikte yeni yaşamına alışmaya çalışan Stanley, yeni formu sayesinde pek çok şeyi yapabildiğini, örneğin kapıların altından geçerek girilmemesi gereken yerlerine girebileceğini fark ediyor. Hatta bir defasında duvarda asılı durarak bir müze hırsızının yakalanmasına yardımcı oluyor. Derken bir gün Stanley , bir mektup zarfında postalanarak, en uzaktaki arkadaşlarını bile ziyaret edebileceğini anlıyor. Romanın sonunda küçük kardeşi Stanley’i bir pompa ile şişiriyor ve eski haline döndürüyor.

Romanın bir projeye dönüşmesi ise 1995 yılında Kanadalı bir öğretmen olan Dale Hubert sayesinde olmuş. Dale Hubert, çocukların Flat Stanley ile gezdikleri yerleri anlatmalarının, çocukların birbirine mektup yazmalarını kolaylaştıracağını düşünmüş. Hatta bu proje ile başbakandan ödül almış.

Proje önce diğer okullara , sonra da dünyaya yayılmış. Bugün facebookda Flat Stanley adına açılmış onlarca hesap var. Hatta IPhone’un Flat Stanley için özel bir uygulaması bile var.

Bence çok güzel bir proje. Internette Flat Stanley ile tüm dünyada çekilmiş fotoğraflara bakmak çok eğlenceli. Ve daha önemlisi Kaan bu ödevi yaparken keyif aldı. Ona projenin detayarını anlattığımda, tüm dünyada yapılan bir aktivitenin parçası olmak çok hoşuna gitti. Siz de çocuğunuzla Flat Stanley’i gezdirmek isterseniz, projenin resmi sitesi olan flatterworld.com adresinden “templates” bölümünden bir karakterin resmini seçerek basabilirsiniz.