Yılbaşından kareler

Yılbaşı süslemeleri, renkleri, coşkusu… çocukluğumdan beri çok severim yılbaşlarını. Her baktığım yerde, sokaklarda, vitrinlerde bir sürü minik minik güzellik görmek çok mutlu eder beni. En çok da, 31 aralık günü insanların içine dolan o mucizevi “umut” duygusunu görmek. Umut dolu, neşe dolu, mutluluk dolu mesajların adeta bir sağanak yağmur gibi insanları sarmasını izlemek.
İçinde bulunduğumuz iletişim çağında, telefonlarımızın, bilgisayarlarımızın ekranlarında birbirinden güzel kareler görmek, gülen insanlar, mutlu insanlar, umut dolu insanlar görmek , herkesin coşkusunu paylaşmak , coşkuyu da çoğaltıyor. Paylaşılan herşey çoğalıyor; iyi de ,kötü de…
Küçücük bir gülücükle başlayacak herşey; dünya daha iyiye, daha güzele, küçücük bir ışıkla ulaşacak. Bir bin olacak, bin onbin, onbin yüzbin ve bir gün karanlık aciz kalacak bu ışığın karşısında.
Her birimiz birer küçük ışık olmayı başarabilirsek içinde bulunduğumuz anda ve ortamda, başarımız mutluluğumuz o olmalı. Fakat küçük bir detayı da unutmamalı ki, kendi ışığını kaybeden çevresine de ışık veremez. Başkaları için ışık olacağım derken kendi ışığınızı feda etmeden, hatta çoğaltarak ışıldayacağınız bir yıl dilerim.
IMG_3723

IMG_3766-001

IMG_3774

IMG_3780

IMG_3786

IMG_3794

MUTLU 2014

IMG_1048

Bugün 23 Nisan neşe doluyor insan :)

IMGP4265

23 Nisan ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMI’nız kutlu olsun.

Talya’nın dün anaokulundaki törende okuduğu şiir;

Gezelim eğlenelim
Kutlayalım bayramı
Hep elele verelim
Yükseltelim vatanı

Fotoğraftaki Atatürk çerçevesini,günlük süt şişesi kapakları, strafor ve kurdeleden birbirine yapıştırarak yaptım.

Şahane çiçekler…

Haftasonu apartmanın bahçesi için çiçek ve çim almak üzere sahilyolu üzerinde çok büyük bir seraya gittik. Harika çiçekler vardı. Çektiğim fotoğraflardan bazılarını paylaşmadan duramadım. Bu güzel ilkbahar günlerinde birşey almayacak olsanız da bir seraya gitmenizi, çocuklarınızı götürmenizi tavsiye ederim. Dayanamayıp pencerenizin önündeki saksı için de küçük bir çiçek alırsınız kim bilir ?

SANYO DIGITAL CAMERA

SANYO DIGITAL CAMERA

SANYO DIGITAL CAMERA  SANYO DIGITAL CAMERA  SANYO DIGITAL CAMERA SANYO DIGITAL CAMERA SANYO DIGITAL CAMERA SANYO DIGITAL CAMERA SANYO DIGITAL CAMERA SANYO DIGITAL CAMERA SANYO DIGITAL CAMERA SANYO DIGITAL CAMERA SANYO DIGITAL CAMERA

OBLIVION

Tom Cruise’un yeni filmi Oblivion’u izledim bu haftasonu. Bilim kurgu-fantastik tarzı filmleri çok severim, en sıkıcısını, en basitini bile sonuna kadar izlerim. Çünkü içlerinde yaratıcılık ve limitsiz hayalgücü vardır. Senaristlerle birlikte ben de uçup giderim hayallerin içinde.

Oblivion’u çok keyifle izledim ama çok etkilendiğimi söyleyemeyeceğim. Çok ağır aksak ve bir sürü klişe ile başladı.

Sonra birden Matrix filminden hatırladığım ve hatta hiç unutamadığım bazı sahnelerin benzerleri ardı ardına gelmeye başladı. Konusu zaten Matrix’e çok benziyor. Elbette birebir değil ama çok benzer. Matrix’e çok benzettiğim sahnelerden biri, Morgan Freeman ile Tom Cruise’un karşılaştığı sahne; Morgan Freeman’ın canlandırdığı karakterin, yuvarlak güneş gözlükleri, hali ,tavrı ve hareketleri, Matrix’teki Morpheus karakterinin meşhur “Welcome to the real world” replikli sahnesine çok benziyor. Jack’in(Tom Cruise) gözlerini açtıktan sonra gördüğü insan topluluğu, bulundukları ortam da bana Matrix’i anımsattı.

Filmin sonlarına doğru, uzaylılıların ana gemisinde, insanların kondukları su dolu kapsüller ise sadece Matrix’de değil pek çok bilim kurgu filminde var artık.

Fakat bütün bunların yanısıra, filmde kullanılan efektler çok gerçekçi ve güzel. Araçlar , mekanlar çok keyifli. Ve tabii Tom Cruise hala muhteşem…GörselGörselGörselGörselGörselGörsel