Bir bayramlık kek hikayesi

IMG_0636

IMG_0638

Bu akşam çocuklarla mutfakta “kabaran boya” faaliyeti yaparken, aniden kek yemek istediler. Yapamam çok uzun sürer diyecektim ki, çok az hamur hazırlar, mikrodalgada hemen pişiririm diye düşündüm. Faaliyetimiz bitip, mutfağı temizledikten sonra, bir yumurta ile , gerçekten çok az bir hamur yaptım. Kaan mısır gevreği yediği seramik tası kek kalıbı olarak kullanmamı önerdi, öyle yaptım. Yaklaşık 7 dakikada mikrodalgada kekimiz pişti. ( Birazcık daha az tutabilirmişim, azıcık sert olmuştu )
Keki kalıptan çıkarınca baktım şekli çok şahane, hemen üzerine dolapta sakladığım artık çikolataları yine mikrodalgada biraz süt ilave ederek erittim ve döktüm.
Baktım kekin çikolatalı hali harika görünüyor, tam tepesine bir süs kondurayım tam olsun dedim. Bir portakalın kabuğunu soydum, çiçek şekli verdim, koydum … baktım eksik gibi, evde taze nane yokmuş, maydanoz yaprağı koydum portakal çiçeğinin ortasına. Maydanoz hiç olmadı pasta ile ne alakasız diye içimden geçirirken, aklıma süslü mandallarım geldi. Kurban bayramı olması sebebiyle, içlerinden inek olanı seçtim, çiçeğimin ortasına oturttum. E artık yemeden bu şirin kekin fotoğrafını çekeyim de, bloğuma koyarım diye düşündüm. Çocuklar için koyduğum birer bardak sütü de kadraja aldım, lakin bu defa da bardakları beğenmedim. O zaman ben bunlara kartondan tutacak yapayım dedim. Kırmızı oluklu kartondan iki tutacak yaptım ve üzerlerine de elimle beyaz bir kağıda çizdiğim koyunları yapıştırdım. Çocukları kek yemek için mutfağa çağırdığımda birkaç saniyeliğine yaşadıkları şaşkınlık görülmeye değerdi.

Reklamlar

Bayram Yahnisi

IMG_0453-001

Ramazan ve Kurban bayramlarının vazgeçilmez ritüelidir Yahni-pilav yemek bizim ailede. Her bayram sabahı, ailenin en büyüğünün evinde toplanılır, evin hanımının , erkekler bayram namazındayken hazırladığı leziz etli yahni ve pilav yenir, bayramlaşılır.
Ancak bu yemek tamamlandıktan sonra diğer ziyaretler yapılır.
Annem ve babam sıkı sıkıya bağlıdır bu geleneğe. Onlar da ailelerinden görmüş, bu gelenekle büyümüş. Bazılarına , böylesine ağır bir yemeği sabah yemek garip gelebilir. Ben tencere yemeği yemeyi çok sevdiğim için hiç rahatsız olmam, bayılarak yerim annemin yaptığı leziz yahniyi. Tarifini alayım dedim ama , annem öyle ölçülerle yemek yapan bir kadın değil ki, buraya detaylı bir tarif yazabileyim. O nedenle ben de tam onun anlattığı gibi yazmaya karar verdim. Gün gelecek ( allah geçinden versin ) iş başa düşecek. Gelenekleri bizler devam ettireceğiz.

Enginar Dolması

Uzun zamandır enginarı yapraklarıyla pişirip, yapraklarının tadına bakmayı istiyordum. Nihayet deneme fırsatım oldu, beğeneceğimi biliyordum, ama bu kadarını da tahmin etmiyordum. Yaprakların ucunda bol bol enginar var, minik minik koparıp yemek hem çok eğlenceli, hem de gerçekten çok doyurucu. Pişirdiğim gün televizyonun karşısında bir kocaman kase yaprağı yedim…
Yapımı ise hiç zor değilmiş. Soyulmamış enginarın, yapraklarının sivri kısımlarını mutfak makası yardımı ile keserek düzleştirdim. İçini temizlemeden az suda haşladım. Haşlanan enginarların ortasındaki yenmeyen tüylü kısmı bir çorba kaşığı ile kolayca sıyırdım. Enginarlar haşlanırken hazırladığım dolma içini de ortasına yerleştirdim. Hepsi bu kadar. Dolma içi ve enginarın lezzet olarak uyumu ise mükemmel. En yakın zamanda enginarlı pilav deneyeceğim. Denemediyseniz mutlaka deneyin.
HPIM2333

Yaz geldi , buzdolabında savaşlar başladı…

karpuz

Evet, seviyorum karpuz yemeyi…hatta en sevdiğim meyvelerin başında geliyor. Kavuna da bayılırım.
Ama geriliyorum karpuz mevsimi gelince. Karpuz çok şımarık; buzdolabında kocaman bir yer ayırmamı istiyor kendine. Bir değil , iki karpuz oluyor bazen, yetmezmiş gibi bir de kavun. İlla buzdolabında duracaklar, soğuk soğuk .
Karpuzla kavunun yer kapma mücadelesi bir yana, bir de su şişeleri var. Soğuk su içilecek tabii, şişenin biri boşalsın, biri dolsun…
Evet, benim de yapmayı sevmediğim işler var mutfakta, napalım herşeyi severek yapacak değilim değil mi.
1- Karpuz kesmek ( neredeyse nefret ediyorum)
2- Sürahi veya şişeye su doldurmak
3- Bulaşık makinesini boşaltmak
4- Maydanoz ve dereotu ayıklamak
5- Ispanak ve semizotu başta olmak üzere, yeşillik yıkamak
6- Pilav ısıtmak ( kesinlikle beceremiyorum kalan pilavı ısıtmayı)

KAYSERİ KETESİ

kayseri ketesi

Evhanımıdır benim annem. Hayatı boyunca hiç maaşlı bir işte çalışmamış bir evhanımı.
Fakat o bir profesyoneldir. Evhanımının yapması gereken işleri profesyonelce ele alır. Çünkü onun işidir bu. Mükemmelliyetçidir. Her yaptığı mükemmel olsun ister. Kız meslek enstütüsüne 1 yıl gidebilmiş, okumamış olmak içinde kalmıştır.Belki bu yüzden meraklıdır, öğrenmeye açıktır, aktüel kalmaya çalışır her zaman. Dikiş bilir, çok iyi dikiş diker, temiz iş çıkarır yani. Resme büyük bir yeteneği vardır. Hiç ders almamış ve bu konuda yoğunlaşmaya fırsat bulamamış olmasına rağmen çok güzel portre çizer kara kalem. Titizdir, temizdir, yatak örtüsü, kanepenin üstündeki yastık, duvardaki tablo jilet gibi durmazsa rahatsız olur.
4 çocuklu bir evde, yemek yapma işi , doğal olarak annemin görev tanımında olan diğer işlere göre biraz ön plana çıkar zaman içinde.Ve annem her gün, bıksa da, yemek kokusundan nefret etse de, o işin en güzel şekilde yapılması gerektiğini bilir. Her gün hiç aksatmadan , yıllarca akşam için tam menü hazırlar. Ve tabii tatlılar, poğaçalar da mutfakta olmazsa olmaz. O kadar ki , çevresindeki herkes onun yemek yapmaya, mutfak işlerine bayıldığını zanneder. Oysa ki o işini yapıyordur en iyi şekilde, büyük bir disiplinle.Şimdilerde her yerde yemeklerin ne kadar güzel sunulduğunu görüyoruz da, annem eskiden beri süsler yemekleri sunarken. Masada örtü, örtüye uygun tabak, peçete… Gayri ihtiyari hazırlanmış sofra sevmez… O kadar özenilerek hazırlanmış yemekler, özensiz bir sunumla, özensizce hazırlanmış bir sofrada yenemez..
Çok da lezzetlidir eli. Bir tabak yersiniz, bir tabak daha… hatta dayanamayıp gece dolabın kapağını açarsanız bir lokmacık daha yemek için. Mideniz isyan etse de yedikleriniz yüzünden, siz yiyemediğiniz çeşitler aklınızda kalkarsınız sofradan, ilk fırsatta mutfağa dönme planları yaparak.

Annemin tariflerini biriktirmek istiyorum. Yoksa yazık olacak, onunla birlikte uçup gidecek… Vakti olsun da bana öğretsin diye peşinde dolanıyorum bu günlerde.. Kim bilir sonra benim de vaktim olmaz belki.
Çok uzattım lafı biliyorum, işte ilk tarif… hikayesini bilin istedim sadece..

Malzemeler;
1 su bardağı erimiş Teremyağ
1 su bardağı zeytinyağı
2 su bardağı süt
1/2 su bardağı ılık su içinde eritilmiş maya ve 3 kesme şeker
1,5 kaşık sulu yoğurt
1 tatlı kaşığı tuz
alabildiği kadar un ( yaklaşık 750 gr)
İçi için;
1/2 bardak erimiş Teremyağ
1/2 su bardağı zeytinyağı
Üstü için yumurta sarısı
Yapılışı
Önce bütün sıvı malzemeler karıştırılır. Daha sonra un yavaş yavaş ilave edilir. Hamur yumuşak kulak memesi kıvamına gelene kadar un ilave edilerek yoğrulmaya devam eder. Daha sonra mayalanması için bekletilir.(Püf noktası; yağlı bir hamur olduğu için elinize zaten yapışmayacaktır, o nedenle hamuru mümkün olduğu kadar yumuşak bir kıvamda hazırlamaya gayret edelim. )
Bu arada içi hazırlanır. Yağda un kavrulur. ( Püf noktası; unu yağda çok uzun süre kavurursak lezzetli olacaktır ancak mideye dokunabilir, o nedenle biraz pembeleşince hemen ateşten alalım. Ayrıca içi hazırlarken dilerseniz ceviz içi de ilave edebilirseniz.)
Kabaran hamur 12 eşit parçaya ayrılır, top haline getirildikten sonra üzerine avuç içi ile bastırılarak iç konulabilmesi için çukurlar oluşturulur.
Daha sonra açılan çukurlara önceden hazırlanmış ve soğutulmuş iç konulur. Yaklaşık 1 er dolu kaşık kadar. Sonra avuç içine alınan bezeler iç dışarı çıkmayacak şekilde kapatılıp yuvarlanır ve iki avuç içiyle biraz düzleştirlir.Tepsiye konulduktan sonra üzerlerine bir çatal yardımıyla şekil verilir, yumurta sarısı sürülür , çörek otu ve susamla süslenir.
220 derece önceden ısıtılmış fırında üstü kızarana kadar pişirilir. (Püf noktası ; tepsiye dizerken bezeleri birbirine değecek kadar yanyana koyarsak, kurumadan daha güzel pişecektir.)
AFİYET OLSUN
IMG_20130512_151815