Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer- Laurent Gounelle

tanrı daima tebdili kıyafet gezer

Uzun süredir okuduğum kitapları yazamadım bloğuma yine. Bu kitabı da yaz başında okumuştum, nihayet yazabiliyorum. Bazen , her ne kadar çok sevsem de, ders verir nitelikteki kişisel gelişim kitaplarını okumaktan sıkılıyorum. Yine böyle bir ruh halindeyken bu kitabı aldım. Ancak ben ne zaman bu niyetle bir kitap alsam, mutlaka içinde kişisel gelişim de oluyor. Yine kural bozulmadı. Sanıyorum farkında olamadan böyle seçimler yapıyorum.
Kitap, Paris’te yaşayan genç bir adamın, yaşadığı çeşitli zorluklar nedeniyle Eyfel kulesinden atlayarak intihar etme girişiminin, bilinmeyen bir yabancı tarafından önlenmesiyle başlıyor. Bu yabancı , gence onun talimatlarına tamamen uyması halinde hayatının değişeceğini söylüyor ve genç o akşamdan sonra adamın verdiği her görevi, bazen şüphe duyarak, bazen kızarak, çoğunlukla da zorlanarak yerine getiriyor. Kitabı okurken bu meçhul kişinin kim olduğunu öğrenmeyi, bir sonraki görevin ne olacağını merakla bekliyorsunuz. Bu açıdan gerçekten çok sürükleyici. Bir çırpıda okuyup bitirmek istiyor insan.
Asıl güzel olan ise verilen görevler.İnsan sürekli kendini sorguluyor; “bunu ben yapabilir miydim?”
Örneğin bir tanesi, psikolojiye meraklı pek çoğumuzun bildiği bir görev;
-Çok pahalı mallar satan, dünyaca ünlü bir markanın mağazasına girip, bir müşteri gibi davranıp ürünlere bakmak, tezgahtarlardan yardım istemek ve hiçbir şey almadan çıkmak. Bunu yıllar yıllar evvel duymuştum. Yaptım mı? Hayır…
Bana bunu söyleyen bey, aynı görevi ilk yaptığında defalarca o mağazadan çok pahalı kravatlar almak zorunda kaldığını, kendisine yapılan o muameleden sonra bir şey satın almadan çıkmayı, defalarca tekrar yaptıktan sonra başardığını söylemişti.
Kitaptan rastgele açtığım altı çizili iki bölüm;
“-örneğin ona bir mektup yazabilir ve içini dökebilirsin, bütün kırgınlığını ifade edebilirsin, sonra da bu mektubu Seine’e atabilir ya da yakabilirsin.”
“-neye yarar bu?”
“-Sana zarar veren , içinde biriken nefretten temizlenmene. Bunun dışarı çıkması gerek…
…ikinci evre, öfkeden kaynaklanan enerjiyi harekete geçmek için, örneğin yapmaya asla cesaret edemediğin şeyi gerçekleştirmek için kullanmaktır. Senin çıkarlarına gerçekten hizmet eden , yapıcı bir şey.”

…”hayat böyledir; güç anların gizli bir işlevi olduğu, bizi büyüttüğü o anda ender olarak fark edilir. Melekler büyücü kılığına girer ve çirkin ambalajlara özenle sarılmış harikulade hediyeler getirirler bize. İster bir yenilgi olsun, ister bir hastalık ya da gündelik yaşamın değişimleri, “hediye”yi kabul etme arzusu her zaman duyulmaz. Hele içerdiği gizli mesajı keşfetmek için paketi açma isteği hiç duyulmaz. Bu gizli mesaj iradeyi, cesareti öğrenmeye mi davet ediyor? ya da tersine, sonuçta pek az önemli olan şeyi serbest mi bırakmalıyız? Yaşam arzularıma ve derin emellerime biraz daha fazla mı kulak vermeliyim? Sahip olduğum yetenekleri ifade etme kararı almamı, benim değerlerime denk düşmeyen şeyi kabul etmeye son vermemi mi istiyor benden? bu durumda neyi öğrenmeye ihtiyacım var?”

Hayatta tesadüf diye bir şey yok, biliyorum, ama hala şaşırıyorum. Hikaye Paris’te geçiyor ve Paris’le ilgili bol bol betimlemeler var içinde. İlginç olan , benim bu kitabı yaz başında kuzenimin düğünü için Paris’e giderken, yolculuk sırasında okurum diye yanıma almış olmam. Tabii ki kitapta bahsedilen her mekanı görme imkanım olmadı ama, bir takım yerleri de gördüm. Seyahat dönüşü kitabı okurken , mekanları hayal ettim, benzettim…
Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.
Sevgiyle

Reklamlar

Olasılıksız/Adam Fawer

Bu kitap sara hastası olan ve olasılık hesaplamada üstün bir yeteneği olan başkahramanı Caine’nin, kumar borcundan kurtulmaya çalışırken içine düştüğü karışık olaylar zinciri üzerine kurulmuş bir macera romanı. Çok akıcı ve meraklandırıcı bir kurguyla yazılmış. Tamamen bağımsız gibi görünen olayların birbirleriyle bağlantıları ve bir noktada düğümlenmesi o kadar ustaca yazılmış ki, bazı sayfalarda hayretten nefes alamıyor ,bir sayfayı okurken sonraki sayfaları da aynı anda okuyabilmeyi istiyor insan. En son Da Vinci’nin Şifresini okurken bu tarz bir tat almıştım.
Bu macerayı okurken bir yandan da çok faydalı bilgiler edindim; Matematikteki Olasılık hesapları; Heisenberg’in 1926 yılında “belirsizlik ilkesine” dayanarak ortaya koyduğu “kuvantum fiziği” tanımı; bu teoriye karşıt görüşteki “herşeyin bir nedeni olduğuna ve evrenin değişmez kurallarla yönetildiğine” inanan “deterministler” (Newton’cular) ; Charles Darwin’in “evrim teorisi” ile determinizmi nasıl çürüttüğü; Maxell’in “termodinamiğin ikinci kanununu” çürüterek, aslında bütün fizik kanunlarının “büyük bir olasılıkla” doğru olabileceğini nasıl kanıtladığını…
Kitap çok akıcı bir macera hikayesi ile aslında “yaşadığımız her anda olayları aslında bizim seçimlerimizin şekillendirdiğini, fakat bir sonraki anı %100 tahmin etmenin mümkün olamayacağını çünkü o sahnedeki diğer insanların o andaki seçimlerinin de sahneyi etkileyeceğini anlatıyor.
Okumadıysanız okumanızı şiddetle tavsiye ederim.